evvel zaman icinde,
göğsün içine soyut ateşler
çalındığında,
Ben oradaydım aynı zamanda,
burada ve gelecekte.
yoksun kalmadım huzn-ü derya içinde
yüzmeye,
aynı zamanda sen vardın,
resmettiğim çehreni ezberlediğimden,
yanımda, uzağımda aynı zamanda içimde.
gamsız üslubuna has, kan ter içinde
gezmeye,
alışmış narin ayakların,
uzanırdı başucuma.
kar taneleri daha düşmeden eriyen
iklimde,
çatılar ıslak, kediler huzursuzdu araba
altlarında.
Ben ise Hüznü gökyüzü gibi yağıyordum,
kimseye görünmeden,
düşmeden buharlaşıyordu insan gözü
görmeden,
yaşıyordum yapraksız bir güz,
evvel zaman içinde,
aynı zamanda senle,
sensiz ve yurtsuz.
kendime has iklimimle.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder